Posted under Uncategorized
ShareThis şirketinin verdiği hizmeti eğer bloglarda geziyorsanız ya kullanmışsınızdır ya da ikonunu görmüşsünüzdür. Anafikir şu: İnternette bulduğunuz bazı sayfaları kaybetmek istemiyorsunuz. Aynı zamanda arkadaşlarınızla ya da bu sayfalarla ilgilenebilecek İnternet kuşlarıyla paylaşmak istiyorsunuz. Tarayıcıların “Favoriler” ya da “Yer İmleri” fonksiyonları tam işinizi görmüyor. O yüzden del.icio.us, Digg ya da Facebook, MySpace gibi sosyal ağları kullanıyorsunuz. Bu ekleme sizin için ne kadar kolay olursa o sayfayı paylaşım sitelerine eklemeye o kadar istekli oluyorsunuz. İşte ShareThis burada devreye giriyor. Blog yazarları sayfalarına ShareThis widget’ını ekliyorlar ki ziyaretçileri onları tek tıklamayla onlarca sitede paylaşabilsin. Sharethis hem yayıncı hem de ziyaretçi için işleri çok kolaylaştırıyor. Üstelik ücretsiz.
Benim için ShareThis bir Wordpress plugin’iyken bazıları için daha büyük anlamlar taşıyormuş. Draper Fisher Jurvetson ShareThis’e tam 15 milyon dolarlık bir risk yatırımında bulundu. 2007′de Round A’de topladıkları 6 Milyon dolarla beraber elde ettikleri toplam risk sermayesi 21 Milyon doları buldu. Blogger, Wordpress, Typepad gibi önde gelen servislerinin tercih edilen paylaşım aracı ShareThis “social” patlamasıyla beraber paylaşımın “her şey” olduğu platformların önemli bir tamamlayıcısı olmaya aday. ShareThis düğmesinin kullanımının her ay %50′den fazla artması da bunun bir göstergesi.
Peki ShareThis nereden para kazanıyor, nasıl bir gelir modeli var ki bu kadar yatırım çekebiliyor? Şirketin elindeki en büyük değer aylık 26 Milyon tekil kullanıcının yarattığı 100 Milyondan fazla gösterim. Ciro yaratmakla ilgili CEO Tim Schigel, ücretli hizmetler ve reklam seçeneklerini araştırdıklarını söylüyor.

Amerika’da 





Bu soruya verilecek ilk tepkiler herhalde “imkansız”, “hayır olamaz!” şeklinde olacaktır. İnternetin çıkışıyla müşterisine ulaşmak için muazzam bir kanala sahip olan 